Yeni yıl, yeni mont, yine Alaçatı!

Hello gençler,

Yılbaşında 2010 yılının 6. ve son ve 2011 yılının ilk Çeşme seyahatini yapmış bulundum.

Bambaşka bir mevsimde Alaçatı’da olmak baya ilginç bişi… Klimayı sıcağa açarak uyumak, soğuktan titremek, sokaklarda paltoyla gezmek… Ben sadece sokaklarda paltoyla gezmekle kalmadım, tüm yorumlardan sonra hala çok sevdiğim bir mont aldım. İşte yorumlar:

Timur: “3 yaşında bir çocuğu yuvadan kaçırmış, zorla alıkoyuyormuş gibi hissediyorum.”
İpek: “sen çok mu zayıfladın” s: zayıf mı gösteriyo mont? İ: “Çocuk bedeni diil mi ki bu?”
Emir Koç: “Annenlerle Uludağ’dan mı geldin şimdi?”
Rakel: “Yani kötü baya, bari altına şu garip şeyi giymeseydin!” s: “Rakel o montun bir parçası..” R: Anladım?!?? s:” ya öyle deme bi sürü para verdim o monta!” R: “ne yeni mi? ben küçüklüğünden kaldı sanmıştım!” r: “nası bir hatalar zinciridir ki mont, biri tasarlamış, biri onaylamış, butik sahibi almış ve sen de ondan almışın, gerçekten neden kimse dur dememiş bir noktada?!”
Annem: “bu mont kimin sandra?” s: “benim, yeni aldım..” a: “neden??”
Gerçekten bir mont nasıl hiç bir zevke hitap etmeyebilir onu algılamaya çalışıyorum…

Onun dışında, yılbaşında alaçatı doluydu, belki 1 ocak’ta 2 ocak’ta değil ama 31 aralık gecesi çok çok çok kalabalıktı! Biaz dünyanın en şeker çocuğu olduğunu iddaa eden Timur, biraz da alkol (azıcık yetiyor zaten bana) ve biraz da müzikle keyifli bir 2011’e geçiş yaşadım. 
 
1-2 Ocakta çok bi numara yoktu. Sokaklar boşken ve sessizce (ki çok da uzun sessiz kalmam) etrafa bakarken aklımdan 100 tane şey geçti. Hayatımın Alaçatı bölümü, hepsi ama özellikle son 2 yaz bi film şeridi gibi her baktığım yerde geçiverdi gözümün önünden.. Ne kadar çok Çeşme anım varmış dedim. Havaalanından Alaçatı’ya giderken Ceyhun-Barış- İpek’le araba kiralayıp, ellerimizde biralarla yoldan başlayarak geceye hazırlandığımız kısım, Alaçatı’da sokaklarda yürürken, reysi’nin kıyafet bulamadığı için beni oteline sürüklemesi, lüset’le bikini alışverişimiz, Rita’ya oya, Gabi’ye damla sakızlı reçel almam, İpek’le imren, Fırat ve abisiyle gittiğimiz süper salaş balıkçı, antikacımsı gibi bir yerden (mobilya satıyor ağırlıklı olarak) kendime yazın ortasında 2. el kışlık bir şapka almam,yaptığım süper ilginç nefes kesici sürpriz için heycandan kalbim çıkacak gibi Alaçatı’dan Babylon’a doğru taksiye binmem, Ilıca’ya doğru yoldayken Emir Koç’la Ritalar’ın kaldıkları evde kahvaltı ve küçük emir’le havuzda yüzmek, gökçe ve bir grup arkadaşı- ceren ve bir grup arkadaşı – ayşegül berkman ve bir grup arkadaşı yaklaşık 30 kişi falan kırçiçeğ’inde aynı ve tek bir masaya oturmaya çalışmamız… Allahım iyiki bir tek alaçatı ve hafif ılıca anıları geçmiş gözümün önünden. İyki beachlerin falan yakınlarına gitmemişiz o zaman biraz şizofrenik bir durum olabilirmiş… Biraz write-up tadında kısım oldu zaten. Daha uzun da yazıp kimseyi baymak istemezdim. İyki sınırlı alanda bulunmuuşuz.
 
Umarım sene girdiğim gibi geçer.. Alaçatı’da simple smile Yeni yıl, yeni mont, yine Alaçatı! Fırat acayip yandın bu yaz(yine)! Sendeyim (yine)! Bütün yaz(yine) simple smile Yeni yıl, yeni mont, yine Alaçatı!
 
Çeşme insanı Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?