Vermek ya da Vermemek: Bütün Mesele Bu

Herkese Hello;

Başlığa bakıp “bu devirde böyle bir mesele mi kaldı?”, “O verenin ya da vermeyenin bileceği iş, bize ne!” demeyin. Bu konu sandığınızdan fazla kadının gündeminde ve daha önemlisi sandığınızdan fazla kadın için bir mesele…

sex 1024x512 Vermek ya da Vermemek: Bütün Mesele Bu

16-18 yaşında evlenen/evlendirilen anneannelerimizin, ya da 20-22 yaşlarında evlenen annelerimizin ilk defa kocaları ile birlikte olmalarının bazı negatif tarafları olsa da, durum şimdi kadar vahim değildi. Toplum ve koca adayı genel itibari ile gelin adayının bakire olmasını beklerdi. Bedenin fiziksel olarak geç kalmış olma gibi bir durumu da yoktu. Yani; kişisel arzu ve görüşleri saf dışı bırakacak olursak sosyolojik ve fizyolojik olarak tüm ibreler aynı yönü gösterirdi. Versen n’olurdu bilemem ama, vermesen karşılaşacağın bir sıkıntı yoktu.

Gelelim yıl 2015’te vermeyen Modern Türk kadının haline… Her ne kadar bir kadının “cinsel ilişkiye girme” işini kutsal bulması (cümleye uyumu açısından “vermek”ten daha kibar bir tabir kullanmaya özen gösterdim), dolayısı ile birlikte olacağı adamı bu işe değer bulma gerekliliği duyması, kendini kocasına saklamak istemesi ya da sadece yetiştirilme tarzından da olsa evlenmeden önce bu işi yapmayı bir şekilde kendine yakıştırmaması; saygı ile karşılanması gereken mevzular olsa da, güzelim kızlarımızda bir takım sorunlara yol açıyor.

Günümüzde; 30’lu yaşlarında bekar ve bakire kadınlar; -bana kalırsa vücuttaki işlevi apandisitten bile daha gereksiz olan- hala vücutlarında yer alan kızlık zarları yüzünden neler çekiyorlar

Verengül Muradına Erengül

Kimseyi bozmak istemem ama “gösterip de vermemek” 20’li yaşların başının modası. Tamam kabul; hiçbir erkek sevgilisinin veya sevgili adayının kendinden önce başka adamlarla beraber olduğunu düşünmek istemez. Başka erkeklerle birlikte olduğunuzu düşündüğünde kalbinin derinliklerinde bile bir sıkıntı hissetmiyorsa bırakın o adamı zaten hemen. Türk kadınına o kadar da moderni gelmez… Ama buna rağmen; yani sizi başkasına “verirken” düşünmek kendisini çok rahatsız etmesine rağmen modern Türk erkeği bakire kızlarla beraber olmak istemiyor.  Valla,  gittim bizzat konuştum. Dedikleri şey şu:

“Ne yani; evlenene kadar ya da kız kendini hazır hissedene kadar bekleyecek miyim 1 sene – 2 sene. O kendini istediği kadar saklayabilir ama benim bu yaşta saklayacak durumum yok. Bekletmeyip, hemen birlikte olma niyeti varsa da ben o işten korkarım arkadaş. Bu zamana kadar vermemiş, demek ki önemi büyük. Bunun sorumluluğunu ben almam. Alana da engel olmam. Sonra ayrılamayız, sen benim için özelsin filan deyip başıma musallat olur. Hiç gerek yok bu işlere girmeye…”

Yani demem o ki; sen 30’lu yaşlara gelmişsen, “çocuk da yaparım kariyer de, kadın- erkek eşittir, kocam bana mutfakta da yardım edecek” filan gibi söylemlerin varsa ve bakireysen haberler kötü. Çünkü canımın içi, senin hoşlanabileceğin tarzdaki erkeklerin bi yarısı kapıldı ve şimdi evliler… Geriye kalanların da bi kısmı yukardaki kafada… Seçim yapabileceğin grup baya dar, umarım kafana, kalbine uygun, seni her anlamda mutlu edecek birini bulursun.

Tren Kaçıyor…

Hayata bir defa geldik diye gezip tozmayı biliyorsun. Kendini daha iyi yerlerde görmek için eğitimin tüm çilelerine katlandın. Ayaklarının üzerinde durabilmek için kurumsal şirketlerde patronun ağız kokusu, start-up’larda işin çilesi, çekip duruyorsun… Ama yemek, içmek, affedersin sıçmak kadar doğal olan ve vücudunun ihtiyacı olan bir şeyi elinin tersi ile itiyorsun. Hem de cinsel içgüdülerin 30’lu yaşlarda tavan yapmışken… Bundan sonra her gün daha az zevk alabilecek olmana rağmen… Sana bu hissi, bu düşünceyi empoze etmiş olan toplum veya ailen veya her kimse, 20’li yaşlarında evliydi muhtemelen… Karar tabii ki senin ama “o” treni kaçırıyorsun yavaş yavaş. Hem de benden duymuş olma, 3 katlı yalıdan güzel bir tren… Anlatmaya kelimeler yetmez, öyle güzel yani… Düüüütttt…..

Evrene Pozitif Enerji Yollamak

 Vermek ya da Vermemek: Bütün Mesele BuOlur olmaz sinirleniyorsan, insanlara kıl olup trip atıyorsan ve artık hayatla barışmak; evrene pozitif enerji yollamak iyi bir fikir olabilir! İçindeki pozitif enerjiyi çıkartmanın gerekliliği konusunda hem fikiriz… Ama olumlamalar, meditasyon, bioenerji ile değil…

Bir kedi, bir köpek bile yeteri kadar gezdirilip enerjisi atılmadığı zaman, ayakkabıları, mobilyaları, tuvalet kağıtlarını kısacası ne bulduysa onu parçalıyor. Tabii sinirli olursun, içindeki enerji çıkmak için yalvarıyor, sen ise onu içeriye kızlık zarı ile hapsetmişsin… O -affedersin- şeyinden çıkmaya çalışıyor, sen izin vermiyorsun! E çıkamayınca sinir oluyor haliyle, sonra sinirin kendisi oluyor, her yerinden çıkmaya çalışıyor.  Sen de onu yogaya götürüyorsun. Bi seviş bak, sinir-stres bir şeycik kalacak mı… Sevdiğin kişiyle beraber olmanın psikolojik boyutunu geçtim, bilimsel açıklaması ile, salgıladığın hormonlarla bu iş böyle. Tabii yoga işe yaramaz; zira sakinleşip, dinginleşmek için enerjini çıkartman gereken yer yoga salonu değil, alenen yatak.

Tam Aradığım Adam! Garsonlara Karşı Çok Kibar…

ten uyumu Vermek ya da Vermemek: Bütün Mesele Bu
Ten Uyumu (Temsili)

Diyelim ki, sevişmedin. Sana o kadar aşık birini buldun ki evlenene kadar seni bekledi. Ve o büyük gün geldi… Sonra bir kaç büyük gün daha… Baktın olmuyor; biraz tecrübelenip boku ten uyumuna atacak duruma geldikten sonra boşanıyorsun. Evlenmeden, adamın her şeyine baktın, işine, gücüne, sana karşı olan davranışlarına, ailene karşı olan davranışlarına… Ulan, garsonlara nasıl davrandığına bile baktın evlenmeden önce… Pipisine de bakaydın ya! Senin haleti ruhiyeni geçtim, o düğün paralarına yazık günah!

Tamam, toplum başka, bedenin başka şey söylüyor. Hayalindeki erkek hem daha önce kimseyle olmamış olmanı istiyor, hem bakire olmamanı…O ne dediğini hiç bilmiyor zaten.  Sen de haklısın, ne diyeyim… Sadece bu sıkıntıların sebebini ve yaşayanın bir sen olmadığını bil istedim. Bi de belki “veriyim gitsin” dersin diye şey ettim…

Biraz erken veya biraz geç; yanlış zamanda doğanlara üzülen Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?