Vatan Bizim De, Biz Bu Vatanın Mıyız?

Screen Shot 2015 09 09 at 15.31.06 Vatan Bizim De, Biz Bu Vatanın Mıyız?Daha bu sabah; kedimle köpeğimi anlattım bir kedi ve köpek kadar olamadık dedim… Ama yetmemiş olsa gerek ki; içimden bugün köpeğimle gittiğimiz veteriner ziyaretini ve hissettiklerimi anlatmak geliyor.

Köpeğim; 9 yaşında.  Köpek standartlarına göre bir hayli yaşı var diyebiliriz. Son bir kaç gündür yürümesine ya da koşmasında sıkıntı olmamasına karşın, yüksek yerlere atmadan önce düşünmesi, bir haftada 2 defa atlayış esnasında düşmesi beni epey kıllandırdı. Hafta sonu veterinere götürüp ciddi bir şey olmadığını duymamıza rağmen, 2. bir kontrole ve içimi rahatlatacak röntgenlere ihtiyaç duydum.

Çok şükür bir sıkıntı çıkmadı. Muayene, röntgenler bir de alınması elzem olmayan fakat alsa ilerisi için iyi olacak glükozamin tabletleri ve tabii canını sıkan bir muayene sonunda köpeğimin keyfini yerine getirecek ödül kurabiyeleri totalde 500 TL tuttu.

Hiç az para olmadığını bilmekle beraber, bu ödemeyi yaparken içim çok rahattı. Biraz lüksten kesip dengeleriz diye düşündüm. Eve hiç bir ekonomik katkısı olmayan, mama ve aşı masraflarını, koltukları yırtıp durduğunu göz önünde bulundurursak faydasından çok zararı olan, en iyi bakımla maksimum 17-18 sene yaşabilecek olan bir köpek için… Hiç bir kan bağım olmayan; bırakın aynı aileyi, aynı ırk/millet hatta aynı cinsten bile olmadığım sadece evime aldığım ve bakımını üstlendiğim bir sokak köpeği için… Yine de köpek benim, kalbimin bir parçası da onun, hem de büyük bir parçası…

Köpek benim köpeğim ona eminim de; acaba yollar kapalı olduğu için ambulansların gidememesinden ölen, morga götürülmek yerine buzdolaplarında bekletilen çocuklar mı bu milletin? Askerler, şehit aileleri, sadece var olmak istedikleri için öldürülenler, uzaktan ahkam kesenler ve hatta ahkam bile kesemeyenler; bu vatan sizin de, acaba siz bu vatanın mısınız?

Eğer öyleyseniz/öyleysek; devletten -hangi partiyi temsilen orda olurlarsa olsunlar- biraz daha fazla sahiplenilmeyi beklemek hakkımız değil mi? En azından bir köpek kadar ya da yarısı, çeyreği kadar… Hadi onu da geçtim, en azından iyi, kötü kelime anlamı ile “yaşamamıza” saygı gösterilecek kadar? Öylece ölmemize göz yumulmayacak kadar?

Sadece çözümü olmayan hastalıkları, doğal afetleri ve vakitli ölümleri dert etsek olmaz mı? Yetmez mi ki o zaman?

Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?