Varlığı Bir Dert Yokluğu Yara: Bölüm II

Sevgili Kuzucuklarım,

Bu yazımda sizlere para dışında, varlığı bir dert yokluğu yara olan bir şeyden bahsetmek istiyorum: ”Sevgili!

Önce yokluk ve yara meselesini ele almak istiyorum. Ardından da varlık ve dert!

Yaşı, başı, mesleği ne olursa olsun; sevgilisi olmayan herkes, muhabet 3-5 lafın ötesine gitti mi sevgili talebinde bulunuyor. Üstelik bu işin bir samimiyet kriteri de yok. Yediğim içtiğim ayrı gitmeyen ”Bu kadar iyi arkadaşımsın, bi hayrını görmedik, bana birini senin bulman gerekiyor!” diye yakınıyor. Hiç alakam olmayan ”Eee, Sandra vardır kesin senin bana göre bir arkadaşın?” diyor.

Yaş ilerledikçe, baskıdan mıdır, etraftaki insanların çiftleşmesinden midir yoksa hormonlardan mıdır bilinmez, yalnızken dimdik ayakta duran insanlar bir dayanak aramaya başlıyorlar/uz.

Geçen gün, en ”erkek de kimmiş ki, ben tek başıma yaparım!”cı , işinde gücünde, her şeyi yerinde, yıllardır tek yaşayan arkadaşım; ”O diil de, kendi valizini taşımak sıkıntı!” diye yakınıyordu single olmaktan?!! İşin kötü tarafı aklınla değil, hislerinle düşündüğünde, dört tekerlekli, neredeyse kendi kendine giden valizlere rağmen, valizi kendi taşımanın sıkıntı olduğuna hak veriyor insan…

Screen Shot 2015 02 07 at 5.57.47 PM 300x179 Varlığı Bir Dert Yokluğu Yara: Bölüm IISamantha’nın Charlotte’ın düğününden önceki gece eve gelip, bileziğini tek başına çıkaramadığı bölümü hatırlarsınız… (Season 6 Episode 8 The Catch)

Aynısını bizzat yaşadım. Eran’ın askerde olduğu bir akşam, şirketimizin 6.yıl yemeğinde giydiğim arkadan ufacık düğmeli boğazı yüksek bluzu çıkaramayınca ne yapacağımı şaşırmıştım. Aslına bakarsanız seçeneklerim çok da kısıtlı değildi. Ya gecenin bir yarısı komşunun kapısını çalıp ”Beni soyar mısınız?” diyecektim ya da bluzu kesecektim… Bluz ile uyuyup ertesi gün işe biraz şık ve aynı kıyafetlerle gidip, birinin evinde kalmış gibi yapmak 3. bir seçenekti. Sonra da iş çıkışı eve birini çağırıp ondan rica ederdim. Bense 2.5 saat geç uyumayı ama zor da olsa arkamdaki ufacık düğmeleri çözmeyi tercih ettim. Ertesi gün biraz kollarım ağrıyordu…

30 yaşına yaklaşmışsan hayat single olmak için uygun bir yer değil. Hala sevgilin yoksa eksiksin arkadaş! Başkalarının gözünde eksik olmak en kolay! Kendi gözünde eksiksin, bırak, Zara’nın designerlarının gözünde eksiksin!

Peki varsa? Gelelim varlık ve dert kısmına…

Sevgilin varsa da pembe bulutlar yok öyle sürekli gökyüzünde. Kimi ev temiz değil diye kıyameti koparır, kimi etrafta çoraplarını bırakır… Kimi durmadan onla bunla flötrleşir, kimi asosyaldir dışarı çıkartmak bir derttir… Sevgilisi olanlar, bu farklı dert türlerinden dert beğenip (literally), en beğendiği derdi olan sevgiliyi kapıp, bir şekilde yontmaya çalışan ya da bu duruma alışan insanlardır.

Ama aslında sevgilinin en büyük derdi, karakteri sebebiyle yarattığı bu sıkıntılar değildir. Sevgilisi olan insanlar çok daha ciddi bir sorunla karşı karşıyadır. Sevgilinin varlığının yarattığı en büyük sıkıntı aynı akşam, annenin evinde televizyoncunun yapamadığı TV sıkıntısını giderip, kendi evinde sevgiliye ”Televizyonu açamıyorum, yardım etsene!” demektir ve işin kötüsü gerçekten TV’yi açamadığın için bunu demektir…

O yokken şehirler arası yolda canavar gibi araba kullanmak, yanındayken 5 dakikalık mesafe için dudak bükerek anahtarları ona vermektir. Yalnızken karşılaştığın sıkıntılarda daha olayı nasıl çözerim acaba diye düşünmeden yanında olmadığı için atarlanmaktır sevgiliye.

Sevgilinin en büyük derdi varlığı ile seni acizleştirmesidir… Ve sen bu olmasın diye çabalasan da bir süre, bu işin kaçışı yok maalesef… Baksana en kendi başına yapabileni gelmiş ”valiz” diyor! Sen acizleşmekten yakınıyorsun, kız resmen acizleşememekten şikayetçi…

Yapacak çok bir şey yok… Ya yaralı ya dertli, birinden biriyle yaşamayı öğrenmek gerek!

Derdi yoran, yarası olmayan Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?