Uzun zamandan sonra Uludağ’da uyanmak!!

Selam gençlik,

çok çok yazılar yazacağım dedim ama, işten ayrılma sürecim uzuyor. uzadıkça işlerim artıyor ve ben yine size zaman ayıramıyorum! Ama daha fazla ihmal etmemeye karar verip, sabah erken kalkmak pahasında da olsa pazar günkü dağ maceramı anlatmak istedim!

Öncelikle cumartesi çalışan biri olarak pazar sabahı gözlerimi dağda açmak için cumartesi akşamı yola çıkmak gerekti! Ben aman don olmasın, sis olmasın diye 15:00’te çıkmak üzere izin aldım. (sonra valizimi yapıcaktım. Nedi beni almaya gelecekti ve dağa gidecektik!) Ben işten 4’te çıkabildim! Valizimi yaptım 4:30, Nedi beni almaya geldiğinde ise 5:30’du. Bizim için çok geç diye binmeyi tercih etmediğimiz İDO’ya artık yetişmemiz imkansızdı! Eskihisar-Topçulardan gitmeye karar verdik..

Hafif trafik vardı ama rahat vardık Feribot’a! Eskihisar-Topçular’dan gitmeye karar verdiğimiz andan itibaren, hayalini kurduğum, tost ekmeğine değil de sandviç ekmeğine yapılmış, yağdan parlamış, basılmaktan incecik olmuş tostlara çok yaklaşmıştım!  Bursa’da yiyeceğimiz iskenderin hayaliyle, bu tostu yarım yarım yemeği teklif ettim Nedi’ye. Yediğimiz tost hiç de hayalimdeki gibi parlak ve ince değildi… Soluk renkleriyle, yeteri kadar basılmamış, tombul bir tostu! Hayallerim yıkıldı. Yani diceğim odur ki, Eskihisar-topçular feribotunu özlemek için bi sebep kalmamış..

Ordan Yalova’ya, Yalova’dan Bursa’ya geldik Nedi’yle, Uludağ Kebağçısı’nda iskender yedik. Normal bildiğimiz şubesi o saatte kapalı olduğu için karşı kaldırımdaki büyük şubesine gitmek zorunda kaldık. Yerini tam bilmediğimiz için sorduğumuz 2 kişiden biri -ki yerini bulduğumuzda anladık, kendisi 2 yan dükkanda çalışıyormuş- buralarda iskenderci bilmediğini söyledi. Şaşırdık.. Diğeri ise burada iskenderci olmadığını Uludağ kebapçısı olduğunu söyledi. Ne demekse??!! Böylece ilk sorduğumuz kişinin neden çevrede iskenderci bilmediğini anlamış olduk! Gerçekten Bursa bu kebap konusunda specialistler yetiştiriyor..İskenderci başka bir uzmanlık, Uludağ kebapçısı başka.. Sonra sanki İstinye park’ta bire bir aynısı yokmuş gibi nedi malatya pazarından kuru meyveler seçti kendine, kuru geyfurt, kuru mandalinanın ufacığı adı neyse, yabanmerisini, hindistan cevizi, çilek, ne varsa aldı… Kiloyla… Ve sonunda Bursa’dan yola çıktığımızda saat 22:00 olmuştu! Çekirgeye gelip dağa çıkmaya başladığımızda karşılaştığımız sis sebebiyle görüş mesafesi 3 m ile 0 m arasında değişiyordu. Yolda 2 kere falan, yolun sağa mı sola mı kıvrıldığını anlamak için durduk… Nedi sola yakın olduğu için, sol tarafta dağı takip ettiğini, soldan çok uzaklaşırsak, sağa çok yaklaşmış olup tehlikede olduğumuzu anlayabileceğini söyledi! Bense sağa, yere bakarak, yer asfalttan toprağa döndüğü zaman bağırmayı ve bizi kurtarmayı hedefliyordum! Neyse 5-10 km hızla uzun çabalar sonucu dağa vardık sonunda.. Beceren’de yer olmadığı için Grand yazıcı’da yer ayırmıştık! Odanın günlük fiyatından bahsetmek istemiyorum! Sonra çok param var diye fidyecilerin hedefi olabilirim! Ya da daha olası bir ihtimal, geniş kitleler tarafından enayi yerine konabilirim.. Dağ bi hayli kalabalık olmasına rağmen, cumartesi de çalışan ve pazar kaymayı hayal eden 2 insan olarak hemen yattık! Böylece hem dinlendik hem de o kadar para verdiğimiz odada 1-2 saat daha fazla uyuyarak, odaya saat başına verdiğimiz parayı düşürmüş olarak bir taşla 2 kuş vurmuş olduk!

Önceleri beni döverek uyandırmasına alışık olduğum nedi, bu sefer insan gibi uyandırdı beni! Ama ben bloguma koyup size göstermek üzere kayaklarımla poz vermesini istediğimde, batonlarımı keşfetti ve onlarla saldırmaya başladı bana!!

 Uzun zamandan sonra Uludağda uyanmak!!

Neyseki bu saldırı uzun sürmedi, hemen kahvaltıya indik, ordan kayağa! Hava güzel, kar güzel, Nedi’nin anlatığı Val Disere hikayelerinden sonra, dedim neden kafam da güzel olmasın ve İtalyan’ın aşağısında ki yere gittik! 5dkka önce kayarken gördüğümüz seren’in yanına oturduk! Nedi’ye de burada paylaşmamın yasak olduğu Yoel’in tequila içme sırrını öğrettim!! Ama resme dikkatlice bakarsanız bu sır hakkında fikir yürütmeniz mümkün olur simple smile Uzun zamandan sonra Uludağda uyanmak!!

 Uzun zamandan sonra Uludağda uyanmak!!

Hemen öğrendi…

İçkimizi içtikten sonra, Seren’den dağda olduğunu örendiğimiz insanların yanlarına gittik! Serim- kız arkadaşı- Meyzi- yeni erkek arkadaşı Eli- (yani; dedikodu olarak Serim Mirey diye bir kızla, Meyzi de Eli’yle çıkıyor)Yoel- Aksel Telvi- Aksel Konfino- Cem Telvi.. Hep beraber güneşli havada, nefis yemek yedikten sonra (Onlar sipariş verirlerken ben biraz bursalı arkadaş grubumdan Kemal Canlar’la da kaydım.), bu sefer yoel’le de birer tekila daha içtik!!

Sonra ben, biraz pistin bomboş olmasının güzelliğiyle, biraz buzun, biraz tekilaların etkisiyle, biraz kadının birinin “inanılmaz kayıyosunuz!!” demesinin nazarı ve biraz da  “hadi kay seni izlicem biraz” diyen nedi’nin gazıyla çok çok kötü düştüm! Yüzümün üstüne.. Başta yüzümün çok acıdığını hissettim, sonra hisler gitti.. lokal anestezi yaptırmış gibi.. yüzümün çarptığım kısmını hissetmedim! Burnumun kırılmasından endişelendiğim için burnumu elledim, burnumun şekli normal gibiydi, ama elimi çektiğimde bütün elimin kan olduğunu gördüm.. Yutkundum, ağzıma kan tadı geldi.. Kenara tükürdüm, kan tükürdüm! Dedim fena… biraz kar koydum acıyan yerlere ve kalktım nedi’nin yanına kaydım.. Nedi’ye bişey olup olmadığını sordum.. ilk cevabı “yok, hiç bişey yok”tu.. sonra üç dakkada bir, “yanağın kanıyormuş..”, “çenen de kanıyormuş, biraz..”, “dudağın patlamış!”, ” burnunun altı da kanıyormuş birazcık..” çok bişi varmış gibi gelmedi bana.. biraz daha kaydık.. Kayak odasında aynanaya baktığımda gördüğüm manzara (dudağımın sağına, yanağımdaki şişliğe dikkat):

 Uzun zamandan sonra Uludağda uyanmak!!
 Uzun zamandan sonra Uludağda uyanmak!!

Üstelik bu manzara henüz o kadar kötü değil.. Sabah uyandığımda yüzüm daha da dağılmış bir haldeydi! Girdiğim her toplantıda kayarken düştüğümü vurguluyorum ki bir yandan kuruyor olduğum şık giyinmiş, başarılı iş hanımı imajımı, öbür yandan tüm bunlara rağmen erkek arkadaşından dayak yiyen ama yine de çocuktan ayrılamayan bağımlı kız imajımla bozmiim.. Neyse şimdi kabuk bağladı şimdi, şişler indi.. son halim de şöyle:

yaral%25C4%25B12 Uzun zamandan sonra Uludağda uyanmak!!

Dönüş yolunu uyuyarak ve arada uyanıp iskender yedikten sonra tekrar uyuyarak geçirdim! Böylece kısa ama süper bir dağ tatili ve bir haftasonu beraberce sona erdiler… Nedi buradan çok teşekkür ediyorum sana! Ritalar hafta sonu dağa gidiyorlarmış, bizde mi gitsek acaba yine?

Yaralı kayakçı Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?