Türkler 5 Para Etmez! Doğru!

Hayırlı Günler Gençler;

Şu hayatta garip hobilerim var.

Bunlardan bir tanesi oturduğum yerde yan masayı dinlemek simple smile Türkler 5 Para Etmez! Doğru! Hele bir de yan masada dedikodu yapılıyorsa değmeyin keyfime… Mesela sizin de böyle bir hobiniz varsa ve Eran’la -eşim- birlikte yan masanızda oturuyorsak; rahatlıkla Eran’ın belli aralıklarla “Sandra, buraya dön!” dediğini duyabilirsiniz!

Her neyse, konuya giriyorum yavaştan. Bugün Bebek Kahve’de bir yandan Şalom Dergi’nin Kasım sayısı için yapmak istediğim Ömer Madra röportajı için Küresel Isınma ve İklim Krizi isimli kitabı okurken ve havadaki karbondioksit miktarı ile ilgili parçacık sayılarını anlamaya çalışıyorken, öte yandan yanımda “Sandra buraya dön!” diyecek kimse olmamasını fayda bilip, aynı anda iki işi yapabilecek kapasitemi maksimuma çıkarttım ve yan masayı dinlemeye başladım.

Adamın teki öbür arkadaşlarına “Pis Türk nasıl olunuyor biliyor musun?” diye sordu. Berlin’deki Splendid Hotel’de nasıl bedava kahvaltı edebileceğini, yakalanırsa nasıl bir açıklama yapılması gerektiğini diğer arkadaşlarına anlatıyordu. Üstü başı düzgün, (daha evelki konularından edindiğim izlenime göre) konuşmaları düzgün, aklı başında, bir yerde tanışsanız saygı bile duyacağınız bu adamlar kendi deyimleri ile Pis Türk kavramını konuşurken çok eğleniyor,  Almanlar’ın nasıl böyle bir şeye önlem almayan, insana güvenen zihniyetleri ile dalga geçiyorlardı…

Yan masaya gidip kavga çıkarmadım tabii ama içimden çok sinirlendim… Ne kadar eğitimli olursan ol, ne kadar düzgün giyinip konuşursan konuş, yurt dışında hırsız muamelesi güvenilmez, hırsız, iki kuruşluk adam muamelesi yapılmamız bundan işte!

1- Ya gerçek bir hırsızsın öküz’cüm. ve bilerek ve isteyerek kahvaltı çalıyorsun. Ki Montaigne’in dediği gibi hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez, ha altın çalmışsın, ha iğne.

2- Ya beynin yaptığın işin, özünde birinden bir şeyi çalmak anlamına geldiğini anlamayacak kadar ufak. Yediği yemekler için otelin para verdiğini; otele vermedikleri kahvaltı parasının; otel sahiplerinin cebinden çıkacağını,  belki kar üzerinden prim alacak personelin hakkı olduğu halde hiç ceplerine girmeyeceklerini anlayamadın ki köpekler bile yemek aşırdıklarında suçlu, suçlu bakıyorlar…

3- Ya o kişinin ya da kurumun o parayı hakkettiğine inanmıyorsun. Böylece -eğer sana düştüyse değerlendirmek- yaptığını hırsızlık olarak değerlendirmiyorsun. Ki seni temin ederim; kendi değerlerinle yargılayıp, infaz edebiliyor olsaydık birbirimizi, bugün .ok hoş olmayan bir gün geçiriyor olurdun.

4- Ya yozlaşmış, iğrenç bir eğlence anlayışın var. Bu işe; akıllı Türklük desen, kurnaz Türklük desen de kızacağım ama pis Türklük diyorsun ya… Pis’lik yaptığını da biliyorsun hayvan! Bir de gülüyorsun…S*kiim böyle eğlence anlayışını…

5- Küçük hesaplar peşindesin. Ulan öküz, küçük hesaplar peşindeysen bi kere Bebek Kahve’de oturma! Yanlış yerdesin, kalk! Senin o kahvaltıya vermediğin 5-15 euro arası parayı, birazdan Bebek Kahve personeli çıkaracak çünkü burnundan… (Zira adamlar nasıl geçiriyor “belli değil…”  Belli değil’i “çok fazla” anlamında yazmadım. Gerçekten belli değil… Bir geçirme standartları yok zira. Senelerdir giderim, hala bir çay ne kadar anlayamadım. Anlayanı da görmedim. Kimle gittiğine, kaç kişi olduğuna, yanında ne yediğine, senin üstüne başına, haftanın gününe göre değişir Bebek Kahve’de çay fiyatı. Ha gerçekten bir çaya bir çay parası ödeyemezsin o ayrı.)

Neyse kime saydırdığımı karıştırmadan devam edeyim…

Neyin değerinin ne kadar olduğunu bilmeden, racon gereği 5-10 euro’dan çok daha büyük paraları lafını etmeden ödemeyi bilip, çakabildiğin yerde insanların güvenini suistimal ederek küçük eğlenceler peşinde olmak, kendini pislik (kurnaz bile değil) sanmakla övünmek, çalıp çalmadığını düşünmeyecek kadar sığ olmak… Evet evet, senin olayın bu… Biraz 2, biraz 5 yani…

Senin yüzünden pasaport sırasında 1 milyon soru soruyorlar. Senin yüzünden Avrupa’da kiraladığın arabayı bırakırken “Avrupalı” değil beş para etmez adam muamelesi yapıyorlar. Senin yüzünden Türk muamelesi diye bir kavram var…  Senin yüzünden Türk olduğunu öğrenince adamlar, yüzleri gülmüyor. Ve ne biliyor musun, haklı adamlar!

Beleşçilik, hırsızlıkla çakışmadığında güzeldir… Dilinde sakız yaptığın; özgürlük başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığı sürece ya, aynı hikaye işte… Beleşçiliği iyi bilirim. Yan masayı dinlemek bir hobimse, beleşçilik de öbür bir hobimdir… Mesela, millerle bilet aldığın tatil, hele bir de vergisi ile astarı yüzünden pahalıya çıkmıyorsa en tatlı tatildir… Zubizu indirimin üzerine yaptırdığın amex indirimi ile ödediğin yemek tadından yenmez… Öyle şeyler tatlıdır işte…

Anladın mı öküzcüm?

İsyankar Sandru

 

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?