Süper şaşkınlık, biraz pişmanlık, özür ve gurur

Hello insanlar;

Bugün baya ilginç bişi yaşadım. Aslında baya ilginç 2 şey yaşadım ama maalesef sadece birini paylaşabiliyorum! Baya şaşkınım! Zaten başıma ne geliyosa bu paylaşmamam gereken şeyleri paylaştığım için geliyor… Biraz eskilere giderseniz bu blog kayıtlarımda “Eski ama iyi bir hikaye II” isimli yazımı görebilirsiniz. Bu hikaye aslında facebookta sadece 10 kişilik bir arkadaş grubuna yazıldığı ve sonradan bloguma aktarıldığı için, diğer yazılara göre daha terbiyesiz bir yazı. Ama hikaye tamamen gerçek.

Ayşe Yollu’dan bahsederken – ” ‘yollu’nun ***** demek olduğunu daha sonraki yıllarda öğrenecektim” demem, süper yalanlar silsilesini açığa dökmem vs. den sonra, hikayeme bir yorum geldi. Eğer bu kişi melih diilse (ki genel olarak melih’in planlayacağı birşey olma ihtimali olan bir durum) ya da melih’in yolunu izleyen bir kişi değilse, yorum Ayşe Yollu’dan… Şöyle der:
 

” Analitik düşüncen gelişmiş ama bak hala eksiklerin var Sandra: 1)Türkçeni hala geliştirememişsin çünkü yol yöntem anlamındadır.Ancak yol iz bilen anlamındaki bu kelime belden aşağı düşünenlerin lugatında senin anladığın anlamdadır. 2)İnsani değerler,değerbilirlik,bilişim suçlarından haberin var mı? 3)Anlattığın öykü “İyi öğretmenliğin gereğidir”. Teşekkür borçlusun bana aslında”
 Sana hiç bir şey katamamış olan Edebiyat öğretmenin Ayşe YOLLU…
Olayı erkek arkadaşıma anlattım. Dedi ki “şimdi karşına çıksa ve konuşsaydınız muhtelemen hakkında düşündüklerini düşünüyor olmazdın.”  Büyüdüğümü, hocayı daha iyi anlayacağımı düşünerek. Geriye döndüm o sırada, anılarımı yokladım. Dedim ki, sevdiğine çok iyiydi Aşye hakikaten, ama sevmediğine baya kötü davranırdı… Beni de severdi aslında bilemiyorum neden böyle yazmışım dedim. Ve “Ayse Yollu” diye google’ladım. acaba bu yazıyı google’layarak mı bulmuş, benim yazım çıkıyor mu diye.. çıkıyormuş. Yapılan yorumları okumaya başladığımda, ilginçtir ki, herkes benim yaptığım yorumun aynısını yapmış.
Ekşi sözlük‘te: aslında iyi bi insandır demeyi istediğim fakat bişilerin kendisi için bunu dememe engel olduğu hoca…sevmediği öğrenciyi yorar, huzursuz eder, gerer…dersten soğutur kısacası..

Nedir.net: alman lisesi’nin değerli edebiyat öğretmenlerinden. kendisi zamansız çıkışmalarıyla sene başında hepimizin yüreciğine korku salmıştı.ancak sevdiği öğrencilere son derece iyi davranır.konusunda da bilgilidir, tecrübelidir.

Private sözlük’teki yazılardan bir tanesi: sevgili edebiyat hocam * yakından dahi görülemeyecek kadar ufaktır. mırmırmırmır şeklinde konuşur.. küçük elleri, tombul parmakları, takma tırnakları vardır.. hafızası yoktur, beyninin anlama kısmı normal insanlarınkinden farklı çalışmaktadır, uzun cümle kurabilen insanlara tapar, biraz felsefe bilginiz varsa sizi neredeyse gözleri kapalı dinler, bir nefret ederse bir daha sevmesine imkan yoktur ki bu da derste asla konuşamayacağınız anlamına gelir, çünkü lafınızı zırt pırt keser. alakasız bir şey söyler, sanki aynı şeyi söylemişsiniz gibi.. olsun ama, çıkar dünyasıdır, sizi severse siz de onu seversiniz.. ama bu, nasıl olsa duymayacağını bildiğinizden “yollu ayşe yolluu” diye bağırmanızı engellemez..

Ben kendi anılarıma dönüp baktığımda- hafızası da pek zayıf bir insan olduğumdan- aklıma gelenlerden bir tanesi, efes gezisiydi sanırım, bir okul gezisinde beni yanına alıp aslında ne kadar aklı başında olduğumu söylemesi (hatırlıyorsa o şimdi pişman olmuştur heralde),  bir bu dedekorkut hikayemiz, bir de Emir Koç’a çok aşık olduğum zamanlarda kendi kendime üzülürken ayşe’nin yanıma gelip beni teselli etmesi geliyo.. Hiç de kötü bir anım yok aslında aklımda kalan. Ama sanıyorum Private sözlük yazarı lise arkadaşımın dediği gibi “nasıl olsa duymayacağını bildiğinden…”

Her neyse sonuç olarak aslında Ayşe’yi ben de severim… Biraz da üzüldüm açıkçası bu yazıyı okumuş olduğuna. Biraz da pişmanım o yazıyı orada hem kendisine hem de genel dili olarak küfur dolu bir şekilde publish ettiğimden dolayı.  Neyse hocam, sonuçta iyi öğretmenliğin bir başka gereği de affedici olmaktır sanıyorum. Özür dilerim; umarım kabul edersiniz. Gerçekten de içten dilerim.

Prensip gereği yazdığım yazıları değiştirmiyor, kaldırmıyorum…Ama yazının sonuna bu yazıya link verebilirim simple smile Süper şaşkınlık, biraz pişmanlık, özür ve gurur Servise kayıtlımıyım diye araştırmakla uğraşmadığınız gibi, yazı orada duruyor diye benle uğraşmayacağınızı tahmin ediyorum. Bakın hocam, insan zamanla da birşeyler öğreniyor… Sizinle ilgili anlatabileceğim bir başka çok ilginç bir hikayem daha oldu böylece.

Nasıl olsa duymacağını bildiğimden yazdım ama duyduğuna gururluyum da biraz. Blogumun bambaşka yerlerde, bambaşka kişiler tarafından okunuyo olduğunu bilmek çok gurur verici. Belki bişiler katmışınızdır hocam? Sonuçta bişiler yazıyorum. En azından yazdıklarımı okuyan ve çok sevdiğini söyleyen bir grup okuyucum (!) var, öyle ki siz bile okumuşsunuz. Hobi de olsa yazarak ulaştığım, güldürdüğüm, ve bu durumda üzebildiğim yada kızdırabildiğim birileri var. Sizin de edebiyat hocam olarak yazdıklarıma bir katkınız vardır diye düşünüyorum. Sonra olayları çetrefilli yollardan çözmeye çalışmaktansa kısa yoldan çözmeye çalışan bi kız olmuşum. Yalan o zaman da konusmazdım çok, size denk gelmiş, hala da konuşmam, sevmem…

Blogunda/mail’inde/msglarında yazdıkları okumaması gereken kişiler tarafından mutlaka okunan Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?