“Nankör Kedi” Diyene Teessüf Ederim!

Herkese Hayırlı Geceler Gençler;

Bugün hayatımın ilk çığlığını attım!!!

Lunaparktaki kamikaze, Disneyland’taki roller coaster’lar ve asansör, busch gardens’da bindiğim tüm garip aletler, gördüğüm kabuslar, yolda ezilmiş hayvanlar,  10 yaşındayken snowboard gösterilerinde kullanan rampadan “ne var ki, ben de yaparım” diye aşağı uçmam ve uzun dakikalar yerde kendime gelmeye çalışmam, Amerika’daki 30’lu katlarında kaldığımız oteldeki yangın alarmı ve dumanlar arasındayken bir türlü kapısını açamadığımız yangın merdiveni, üzerime düşmek üzereyken son anda direksiyonu kırarak kurtulduğum ve muhtemelen içindekilerin öldüğü jeep… Bunların hepsinin dahil olduğu hayatımda bugün ilk çığlığımı attım! Bu olayların hiç birinde korkmadığımdan değil, garip bir şekilde soğuk kanlılığımı yitirmediğimden…

Bana soğukkanlılığımı yitirten, ilk çığlığımı, hatta arka arkaya ilk 3 çığlığımı attıran olay ise şöyle gelişti. Melih’le telefonda konuşuyorduk. Geyik… O Vivi’ymiş, ben Rozi, Beki ise Smokin’i gezdirmeye çıkmış… -açıklamaya bile değmez, Smokin’i gezdiren Beki’yi aklınızda tutun yeter…-

Derken; tavandan koltuğun kenarına doğru siyah bir şeyin düştüğünü gördüm. Ne olduğunu anlayamadım ama evimin dökülmesine bile razıydım. Kedimiz Papyon hemen olay mahalline gitti. Ben de peşinden. İçimden sıraya soktum duvar parçası, değilse kuş, değilse son ihtimal böcek olsun bari lütfen diye…

Papyon avlanma tonunda mırlamaya, ben koltuğun üzerine çıkmış Melih’e “el gibi kocaman” diye bağırmaya, Melih de telefonun diğer ucunda “Yok; öyle el gibi, durma gül biraz. Sana gülmeler yaraşır.” diye şarkı söylemeye başladı… Buraya kadar bizim evin standartlarında her şey normal… Hatta her saniyemizi yazdığımız kızlara bir durumu anlatan simultane bir video bile gönderdim simple smile Nankör Kedi Diyene Teessüf Ederim!

Derken; el boyutlarında siyah şey koltuğun altına girdi. Papyon da, ben de siyah şeyin canlı olduğunu anladık. Papyon iyice şişmanlamış sığmıyor tabii koltuğun altına. Kafayı sokabildi yalnız…  Bir süre papyon avlanma tonajında mırladı; ona tezahürat ettim.

Derken; siyah şey koltuğun altından çıktı, önce koltuğun üzerine sonra da perdeye kondu… Gözler 3.00 miyop… Siyah şey, hala el boyunda siyah bir şey; kuş gibi değil kocaman bacakları var! Ve çok hızlı hareket ediyor!

Derken; siyah şey yerden tavana, tavandan yere konmaya başladı! Bense çığlık atmaya, daha 3 gün önce siyah şeyle aynı boydaki yavru kediden korkan Papyon da anlamsız gözlerle bana bakmaya… Siyah şeyi diğer tüm canlılara yaptığım gibi sıkıştırmaya çabalamadığıma ve kendisine ithafen “Hem bi böceksin, hem de kuzu” diye şarkı söylemeye başlamadığıma şaşırdı sanıyorum… (Bilmeyenler için; bestesi Kenan doğuluya ait; Bengü’nün seslendirdiği Sen Bir Çiçeksin Ben De Suyun şarkısına birbirinden orijinal 3 farklı güfte yazdım ve sık sık da söylerim. Smokin için, “Hem bi köpeksin, hem de kuzu x4”  Ari için, “Hem bi bebeksin hem de kuzu x4” Eran için; “Hem bi meleksin, hem de kuzu x4” şeklinde gidiyor…

Ben kendimi odaya kapadım ve hemen Eran’ı aradım… Smokin’i gezdiren Beki var ya, o aslında Eran’mış. Velhasıl, kendisine acilen yukarı gelmesini söyledim… “Hem bi böceksin, hem de kuzu” hiç aklıma gelmedi ama bir yandan korkudan titrediğimi bir yandan da “Bidi bidi bidi bidi çekirge…” diye şarkı söylediğimi biliyorum.

Derken; anahtarla kapı açıldı, hem bi melek hem de kuzu olan Eran ve hem bi köpek hem de kuzu olan Smokin; hem bi böcek hem de neredeyse kuzu boyunda olan siyah şeyi yakalamak için eve geldiler.

Eran: nerede?
5 dakikadır odadan çıkmama rağmen; evde yer-tavan zıplayarak salonu karış karış gezen siyah şeyin nerede olduğunu tam olarak biliyordum.
Ben: (odadan bağırdım) Papyon nerede?
Eran: Beyaz tekli koltuğun altında…
Ben: Nereye bakıyor?
Eran: Kartonpiyerin arkasına…
Ben: Orada!

Derken; Eran eline aldığı gazete ile siyah şey aşağı düştü. Papyon sonraki hamleyi yaptı ve siyah şeyi tekrar zıplamadan sersemletti. Eran da üzerine bastı ve öldürdü…

Tam tahmin ettiğim gibi, siyah şey hiç de bidi bidi bidi bidi olmayan çekirgeymiş… Tam da siyah değilmiş sanırım… 2. kattaki, sadece vasisdas’ları açtığım evimden el kadar çekirge çıkması neye delalet bilmiyorum. Umarım kötü bir şeyin alameti değildir.

çekirge Nankör Kedi Diyene Teessüf Ederim!

Son olarak hepinizin huzurunda; Papyon’dan dün İnstagram’a koyduğum kanatlı karınca yakalama videosu ve “siz hala böcek ilacı mı kullanıyorsunuz?” yorumum ile kendisini rencide ettiğim için özür dilerim!

O videoyu izlemek için tıklayın simple smile Nankör Kedi Diyene Teessüf Ederim!

Sivrisinekten çekirgeye hayat kurtaran bir savaşçı o. O olmasaydı, çekirgeyi bulmak da, yakalamak da bu kadar acısız olmazdı. Papyon bugünün kahramanıydı! Ayrıca (sivrisinekleri o öldürdüğü için, doğal zincir deyip hiç vicdan azabı çekmediğimi de vurgulamak isterim.)

kahraman e1438122408587 Nankör Kedi Diyene Teessüf Ederim!

İlk defa hayallerindeki gibi bahçeli bir ev almadığına şükreden Sandru

PS: Çekirge resmi ararken bile içim ürperdi. Tevrat’ta Yahudileri köle olarak çalıştıran Mısır’a Allah’ın 10 beladan biri olarak çekirge sürüleri gönderdiğinin yazması bilinci ile; Düğün.com’da “siz kölesiniz” diye bağırındığım tüm stajyerlerin ayaklarına kapanarak, korku içerisinde özür dilerim!  Yalnız Allah da acayip işini biliyormuş!

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?