Kipur Günü ve Kipur Kararları & arınması ve bir de karmaşık bir yazı!

Sevgili gayri-yahudi ve konu hakkında bilgisi olmayan okurlarım, en basit şekliyle anlatacak olursam kipur yahudilerin oruç tuttukları gün. Kimisi oruç tutanların günahlarından arındığını iddia ederken, kimine göre bu bir nefsine hakim olma hikayesi. Kimi yas tuttuğumuzu iddia ediyor. Ama en yapıcı “Kipur Nedir?” açıklamasını geçen sene öğrendim:

Rosh-Hashana (yıl başımız) ile Kipur arasında geçen sürede (10gün sanıyorum) insanlar kendi hayatları üzerine düşünür, kararlar alır, hoşlanmadıklarını yeni senede yapmayacaklarına karar kılar, onlardan arınır, oruç tutarak bu arınmayı ona buna ve en önemlisi Allah’a gösterirlermiş. İşte o büyük gün bu gün! Benim de kendime koyduğum hedefler olabilir. Madem böyle de bir hikaye var, hedefe giden planları yürürlüğe koymak için bu gün pek uygun.

 Kipur Günü ve Kipur Kararları & arınması ve bir de karmaşık bir yazı!Bu kararlara blogta yer verir miyim emin değilim -spontane bir yazış şeklim var gördüğünüz gibi- ama onun öncesinde size bugün açlıktan başka yaşadığım bir sıkıntıyı anlatmak isterim. Aslında bu hikaye dün başladı. Hatta dün bile diil çok önce görmüştüm ben bu hikayenin başlangıçlarını. Neyse dün olan olayı söylüyorum, blogumda yine biri hakkında üstü kapalı birşeyler anlatıyordum ki, o birinin kendisi olduğunu anlayan kişi, o bölümü çıkartmamı talep etti. Bu noktada biraz üzüldüm ama özel hayata saygı çerçevesinde çıkarttım. Ki hayatta anlaşılmıyordu o kişinin o kişi olduğu. Sonra, bir ikinci olay David,  bütün gün Pucca’nın kitabını okudu. Kıskanıyorum, hem çocuk bütün gün başka bi kızın anlattıklarını okuyor -ki ben durmadan birşeyler anlatmaya hazır vaziyetteyim-, onu kıskanıyorum,çocuğu yani, hem de kızın blogunu kıskanıyorum. Benim de anlatmak istediğim hikayeler var, aslında neler dönüyor şu sakin görünen hayatımda bilseniz… ama herkes benim ben olduğumu biliyor, blogun adı Sandru, facebookunda reklamını yapıyorum ve herkese büyük bir neşeyle blogumu okumaları konusunda ısrarlarda bulunuyorum. Hayatımdaki herkes isimleri ve resimleriyle blogumda. Zaten isim vermeden birşeyler anlatsam da o kadar çok herşeyimi herkese anlatıyorum, tüm okuyucularımın (hepinizi tanıdığımı varsayıyorum bir şekilde, öyle mi acaba gerçekten? yoksa da tanışmışızdır artık heralde) o kadar çok ön bilgisi var ki herkes hemen kimden bahsettiğimi anlar. Bir de ailenin blogu takip etmesi durumu var. İsrael’de yaşayan teyzeme yeni bir sevgilim olduğunu söylediğimde, blogumdan biliyor olduğunu söyledi. Yani aile içinde de ne yapıyor olduğum da blog üzerinden takip ediliyor. Annem de okuyor biliyorum! E elimi kolumu bağlıyor bu durum! 

Yani hayatım aslında çok eğlenceli, baya entrikalı. Ben bi iş karıştırmasam, başka bir arakadaşım mutlaka bir boklar yiyor olur, anlatıcak şeyim bitmez! ama herkes okuyor diye anlatamıyorum, e anlatamayınca sıkıcı bir imajı oluyor hayatımın, o zaman da okuyucu kitlesi azalıyor. Bir kısır döngüdeyiz hep beraber, yazar sandru ve blog okuyucuları olarak. Acaba kipur kararı olarak başka bir blog mu açsam? isim kullanmasam, hikayelerimi özgürce yazsam? Ama ellerimde büyüttüğüm ve zaman hakikaten su gibi akıp geçtiği için de açalı bir kaç ay olan, bir sürü “post”a ev sahipliği yapan bu blog ne olur? Öte yandan hayatımda olan biteni gerçek anlamda publish ederek herkese duyurma rahatlığını da kaybetmek istemem. (Zaten küçükken de başıma gelen olayları bir kağıda yazıp tüm sınıf içerisinde dolaştırırdım hekrese ayrı ayrı anlatmamak için =)) Bir de şahsi görüşüm şu şekilde, insanlar, en azından bir çoğu, kendi veya tanıdıklarının isimlerinin geçtiği postları daha çok seviyorlar. Daha çok gülüyorlar, insan psikolojisi heralde bir şekilde kendilerinden bahsedilmeleri hoşlarına gidiyor. Benim de adımın geçtiği ama kendi yazmadığım bir blog olsaydı benim de hoşuma giderdi muhtemelen. Böylece ordan aldıkları zevkle, entrikalı hayatımın ayrıntılarından alamadıkları zevkin bedelini ödüyorlar diyebiliriz.

Gelelim Kipur kararlarına.. İnsan önce arınmak istedikleri şeylere bakıyor hayatında. Ne yazık ki arınmak istediğim hiç birşeyi publish etmek istemiyorum ki ben! Söyleyebileceğim ne var diye düşünüyorum! İşte bir-iki basit şey. Zaten cidden, onların dışında da çok bişi yok…

1- Dolabımda gerçekten giymediklerimi veya, senede 1 kere giydiklerimi kıyıp atmak ve yeni alışverişlere yer açmak istiyorum!
2- Her hafta en az bir kere kuaföre gitmek istiyorum!
3- Eniştemin yaptığı narlı-balıklı tabloyu çerçevelttirmek ve asmak, babamın ralli fotoğraflarını asmak, rakel’in doğum günümde profilimin silüetinden yaptoğı tabloyu asmak istiyorum. İkea’dan aldığım askıları kapımın arkasına astırmak kıyafetlerimi tv.min üzerine değilde askıya asmak istiyorum.
4- PS.ınımın nesini kıracaklarsa kırdırmak ve korsan dvd izleyebilir hale getirmek istiyorum ve odama bir digitürk kutusu daha almak, salondakinin kartını getirip odamda da digitürk izleyebilme lüksüne sahip olmak istiyorum.
5- kilo vermek istiyorum! Son 1 ayda aldıklarımı. Ve insan gibi yemek yemek istiyorum! Yalan, hayvan gibi yemeye devam ederek şişmanlamamak istiyorum. Ama bu sanırım bir karardan ziyade dilek sınıfına girerdi.
6- what to do in the happy new year post’undaki gibi gezmek ve eğlenmek istiyorum!

Bu kararlar biraz lisenin son 2 senesinde hergün baştan baştan aldığımız kararlara benziyor! Özellikle Şafak ve Bahar’la!
1- hergün bilmem kaç tane test çözücem.
2- abur cubur yemek yok 2 haftada bilmem kaç kg verilecek.
falan tarzı =) başka neler vardı acaba?!

Herneyse ne mutlu ki, sevgili ailem ve ailemin sevgilisi Emir, güzel bir iş, bir araba, bir motor (gerçekten çok az kullandım), birbirinden kıymetli arkadaşlar ( hala Barça’da sandığımdan çok ilgilenemediğim Şegül, seni en kısa zamanda başımın tacı yapıcam ve doğum gününü unuttuğum melih muhteşem bir kutlamayla karşında olacağım), en tatlısından bir erkek arkadaş ile hayatımı düzeltmek veya daha da güzel yapmak için çok bir dileğim, dileklerimi gerçekleştirmek için de çok bir kararım yok!

Bu kadar yazdım ama galiba bu kipur, kipur’un yapıcı yanından- karar verme ve yürürlüğe sokma yanından- ziyade, günahlarından arınma yanıyla devrede olmasını talep ediyorum sanırım.

Günahsız olmasına saatler kalan Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?