İstanbul’da Kültür, Sanat ve Eğlence

Gençler, genç kalanlar ve genç kalmaya niyetliler,

Son bir kaç haftamı Ayşegül Berkman tadında aktiviteler yaparak geçiriyorum. Ne yalan söyleyeyim, artık biraz yoruldum ve geleneksel (ye/iç/yat) bir hafta sonuna ihtiyaç duyuyorum…  Fakat yaptığım aktivitelerin ışığında “İstanbul’da yaşıyoruz ama yiyip içmekten başka yapacak şey bulamıyoruz…” diyenler için İstanbul’da Kültür, Sanat ve Eğlence isimli küçük bir kılavuz hazırlamayı da ihmal etmedim.

1. Miro Sabancı Müzesinde: Çocukluğumdan beri pek beğendiğim ressamlardan biri olan Miro’nun Kadınlar, Kuşlar ve Yıldızlar isimli sergisi 1 Şubat’a kadar İstanbullular ile Sabancı müzesinde buluşuyor. Serginin açıldığı ilk hafta bok varmışçasına apar topar giden biz, sergiyi büyük bir kalabalıkla beraber gezmek durumunda kaldık. Kimi yerde 2 çizgi, bir noktadan oluşan resimler, Gökçe’ye büyük bir sanatçı olabileceğini düşündürtse de, sergiden sonra kendisinden bu yönde pek bir adım göremedim. Benim de dokuma tekniği başlığı altındaki renkli halıları ikea çaksa kesin evime alırdım diye iç geçirdiğim doğrudur simple smile İstanbulda Kültür, Sanat ve Eğlence

Bütün eserleri birbirine çok benzer ve bir çoğu oldukça basit çizgilerden ibaret olsa da, Miro’nun 20. yüzyılın çığır açan sanatçılarından biri olduğunu unutmamak ve ayrıca renklerin müthiş kullanımını da es geçmemek gerek. Demem o ki ayağınıza kadar gelmiş Miro sergisine mutlaka gidin.

miro İstanbulda Kültür, Sanat ve Eğlence
İşte Gökçe’yi İsyan Ettiren Resimlerden Biri

2. Spor Şart: Evet gençler, yoğun haftalarımda ihmal ettiysem de son zamanların trendy sporları pilates veya yogaya haftanızda 2 gün ayırabilirsiniz. Ayrıca pazarları Belgrad’da koşu da hala çok moda! Söylediklerime kulak verirseniz hem fit hem hip kalırsınız.

IMG 20141018 WA0024 168x300 İstanbulda Kültür, Sanat ve Eğlence3. Kurslar ve El Curso De Español: Üniversitede 4 kur aldığım İspanyolca’ya en baştan başladım… Yeni bir şeyler öğrenmeyi (ki benimki pek de yeni sayılmaz), kafayı çalıştırmayı geçtim, iş güne erken başlamak, uyanmışken de devam etmeye gelince sabah gidilen kurs gibisi yok. Durmadan olmasa da ara ara kurslara gidilebilir.  Resim olur, seramik olur… Hayal gücünüzü kısıtlamaya gerek yok, Ayşegül Berkman’ın su balesi kursuna gitmişliği bile var!

4. Karanlıkta Diyalog: Karanlıkta Diyalog‘tan önce küçücük bir hikaye anlatmak istiyorum.

Oldukça iyi bir lise, iyi bir üniversite bitirmiş olan, Amerika, Avrupa ve hatta Uzak Doğu bile görmüş olan, pek temiz kalpli ve yardımsever ben; bundan 1 sene kadar önce metro çıkışında kör bir adam ile karşılaştım. Tabii ki adamcağıza yardım etmek için koluna girdim ve birlikte yürümeye, yürürken de sohbet etmeye başladık. Adam bana okuyor musun dediğinde -ki taksiciler filan da hep sorarlar- her zamanki cevabımı verdim. “N’aaptın ya, ben yaşlıyım, çalışıyorum.”  dedim. Hemen sonra verdiğim cevaba canım sıkıldı, sanki “Sen göremiyorsun ama ben yaşlıyım.” demişim gibi hissettim kendimi. Bir kaç dakika sonra, bu sefer “Bu sarı çizgiler” diye başlayan bir cümle kurdum. Kullandığım sıfatlar bir şeyi kör birine tarif etmek için birebir!

Hikayeye başlarken, kendimi anlatırken amacım kendimi övmek değildi (bu sefer). Demek istediğim iyi bir eğitim seviyesine sahip, düşünceli birinin bile kör bir insan ile doğru düzgün iletişemediği, iletişmeyi de hiç bir zaman öğrenmedi bir ülkede yaşıyoruz maalesef. (Sen becerememişsin demeyin, çünkü zaten 100’lerce kişi arasından yardımcı olmak amacıyla benden başka adamın yanına yaklaşan yoktu.) Bu yüzden körleri biraz onların hayatlarına maruz bırakılarak anlamamız gerektiğinin yerinde olabileceğini düşünüyorum.

İşte tam da bu yüzden herkese Karanlıkta Diyalog’a gitmesini tavsiye ederim. Hem gerçekten ilginç bir deneyim yaşamak hem de hiç anlayamadığımız bir grup insanı anlamak adına.

Çok geniş ve hiç ışık girmediğinden gözlerinizin hiç alışmadığı kadar karanlık bir alanda, kör bir rehberle, küçük bir İstanbul turu yapıyorsunuz. Tramvaya, vapura biniyorsunuz. Bir cafede oturup alışveriş yapıyorsunuz. Dokunarak bir zili, bir bankamatiği bulmaya çalışıyorsunuz. Böylece körlerin günlük hayatlarını idame ettirebilmeleri için, kaldırımın üzerine araba park etmemek gerektiğini anlıyorsunuz.

Bu kadar konuştuktan sonra da bu maddeye her hangi bir resim koymak olmaz…

5. İllusionists ve Zorlu PSM: Cuma akşamı Zorlu Psm’de dünyaca ünlü 7 sihirbazın İllusionists isimli göstersine gittik. Eran pek beğenmese de bence gayet etkileyici bir gösteriydi. Bu gösteriyi kaçırsanız bile Zorlu Psm’deki gösterileri takip etmenizde fayda var. İlla hoşunuza gidecek bir şey çıkar. Misal, Nisan’da başlayacak olan Phantom Of The Opera‘yı ben heyecanla bekliyorum.

the illusionists2 İstanbulda Kültür, Sanat ve Eğlence

6. Contemporary İstanbul: Kim demiş sanatın kıymetini bilmiyoruz diye. Bugün, Contemporary İstanbul en az Miro’nun sergisi kadar kalabalıktı. Duvarda asılı pipilerin bile sanat olarak sergilendiği bu fuara katılım oldukça yüksekti. Gerçekten o kadar fazla şey (meaning: eser) vardı ki, sanattan pek anlamayan biri olarak benim bile bayıldığım şeyler oldu. 4 günlük bu serginin süresinin uzatılması, tanıdık insan görmeyi azaltacak olsa da, isteyen herkesin sergiyi gezmeye fırsat bulabilmesi ve daha önemlisi rahatça gezebilmesi için önemli diye düşünüyorum.

Aşağıda instagramdaki resimlerden bir kuple koydum ama, madem eventi kaçırdınız, siz iyisi mi kenidiniz instagram’da #contemporaryistanbul2014 hashtagine bir bakın. Hem eserleri, hem kim neyi beğenmişi, hem de kim ne giymişi kolayca takip edin!

istcontemporary İstanbulda Kültür, Sanat ve Eğlence

Benden bu kadar simple smile İstanbulda Kültür, Sanat ve Eğlence

Aktivite İnsanı Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?