Her Telden Bir Pazar

Merabaaa,

Bu gün günüme Özge’nin “Hadi Sandra kalk; türbeye adak adamaya gidiyoruz!” diyen şen sesiyle başladım. Hz. Yuşa Türbe’sine giderken Kavacık’ın- Beykoz’un içinden geçtik. Gerçekten İstanbul’da hiç gelmediim ne güzel yerler varmış dedirtti bana. Dileklerimin gerçek olması, hayatımın da tatlı tatlı devam etmesi için türbenin ordaki satıcılardan leziz lokumlar aldım.

 Her Telden Bir Pazar

 Her Telden Bir Pazar

Daha sonra Rakel’in teklifiyle İstiklal’e Tasarımcılar Pazarı’na gittim. Yapıldığı yer çok sempatik bir teras olmasına karşın, çok az tezgah vardı diyebilirim. En azından bana yetmedi. Ne olarak kullanıcağımı bilmediğim, çok güzel deri kaplı bir defter aldım.En çok Nesrin Dugan’ın tasarladığı takıları beğendim. Hem şık hem de süper sempatik ve en önemlisi çok değişik şeyler var. (www.zerger.net’ten bakabilirsiniz.) Bir de canavar oyuncaklar favorilerimden..Gitmek isterseniz sanırım bir kaç hafta İstiklal’de daha sonra da başka yerlerde devam edecekmiş pazar.

 Her Telden Bir Pazar

 Her Telden Bir Pazar

Acıkan karınlarımızı doyurmak ve “zaten toparlayamadığım kafamı da biraz daha dağıtırım belki” diyerek Nevizade’ye gittik. Yediğimiz yer ünlü bi yermiş dedi Can. Adı: Krependeki İmroz Restaurant. Sarma kokoreç diye bişi yapıyorlarmış orda özel olarak. Hayatımda ilk defa kokoreç yedim. Fena diildi..Denenebilir..
 

 Her Telden Bir Pazar

Maç ve ardından sinemayla bu renkli 😉 pazarımı sonlandıracam.. Herkese iyi haftalar dilerim…
Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?