Can you be happy 100 days in a row?

Biraz “iyi düşün iyi olsun.” , biraz pozitif seyleri görebilme, biraz spiritüel şeyler ve sosyal medya kullanımı ile beraber 100happydays diye bişi çıkmış ortaya. Her gün seçtiğin bir sosyal mecrada seni mutlu eden bir şeyi paylaşıyorsun. Arka arkaya tam 100 gün…

Sebebini bilmediğim bir şekilde arka arkaya mutlu olduğum günlerin içersindeydim. Bir de yeni, şu nazi kampından kurtulan 108 yaşındaki kadının kampta bile mutlu olduğunu anlatan videoyu izlemiştim. Arka arkaya 100 gün beni mutlu eden şeyi bulmak çocuk oyuncağıydı.

Bu işe girişmeye karar verdiğimde o gün n’aaptığımı düşündüm. Lesli’yle Karaköy’de öğlen arası listeye girmeye hak kazandı. Akşam da bi anda kuaföre gidip, senelerdir acaba ben sarışın mı olsam sorusunu aksiyona almam ile 1 güne 2 mutlu anımı/fotomu sokmayı başarmıştım.

Eve geri döndüğümde ise Soma’yı öğrendim. 100happydays’im 1. günden sekteye uğradı. Anladım ki sen ne olursan ol, hayata ne kadar pozitif bakarsan bak, bu memlekette bırakın 100 günü, 2 gün arka arkaya bile mutlu olunmuyor, olunamıyor.

Bugün aylar öncesinden Alaçatı’ya gelmek üzere aldığım Izmir bileti ve sabah ki yazı getirdiğim kostümle başladığım 100happydays’e devam etme isteği uyandı içimde ama ne fayda instagram’ı açar açmaz vazgeçtim…

Bırakın 2 gün arka arkaya mutlu olabilmeyi, mutlu olduğu zamanlarda da insan mutlu olmaktan utanıyor bu memlekette…

Her şeye rağmen (utansam da) yine de mutlu ve umutlu Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?