Break-Up

Başlıktan da anlaşılabileceği gibi ayrıldık. (Blog okuyucuları olarak,depresyon döneminden sonra daha fazla post gelecek, bu kızın hayatı heycanlanacak gibi noktalarda sevinebilirsiniz.) Ayrılığın sebepleri, ne oldu, nasıl oldu gibi şeyleri anlatmak istesem de(çünkü sonra her sorana anlatmak çok uzun geliyo), david’in özel hayatına saygı çerçevesinde bu konudan bahsetmiyorum.

1)Yalnız yatma ve üşüme
Ayrılık boktan bişey.. Şöyle ki, uzun zamandan sonra ilk defa yalnız yatmak ve bi süre daha yalnız yatacağını bilmek çok kötü. Soyut anlamda söylemiyorum, ama gerçekten üşüyosun uyurken. Havaların soğumasının kesin etkisi var, ama çok kalın kazaklar giynip, klimayı 30 dereceye ayarlasa bile sanırım moral bozukluğundan üşüyor insan. Bence üşümekle alakalı ama, cenin pozisyonun ana karnındaki dönemi hatırlatıp insana güven verdiğini de sötleyenler var- her neyse üşümekten kıvrılıp küçücük oluyorsunuz. Eğer ana karnı güveni olsaydı aradığım,uyumaya annemin yanına falan giderdim heralde diye düşünüyorum. Oysaki insanın tek istediği yalnız kalmak oluyor. O bir türlü yetmeyen uyku, gözlerinizi açamama durumu artık kalmıyor. 2 kişi tek kişilik yatakta deliksiz uyuduğunuz uyku, kendi 2 kişilik yatağınızda 5’te gözünüzü açtığınız saçma bir uykuya dönüşüyor.
2) Bir yandan cümle alem bilsin, kimse bana soru sormasın ve herkes olayı tamamen kavrasın isteği. Bir yandan anlatmak-konuşmak istememe, üşenme
çok self explanatory bir başlık oldu sanıyorum. O yüzden her bi bok olduğunda herkese durumu toplu msg atarak anlattım daha önce. cep telefonu hayatımıza girmeden önce de daha önce blogumun bir yerinde yazdığım gibi kağıda yazdırıp sınıfta gezdirirdim hikayelerimi. Bu sefer onu bile yazmak istemedim. Üşendim. “ayrıldık” diye bir toplu msg, bir de “Ayrıldık. Konu ile ilgili konuşmak istemiyorum. Daha sonra bir basın açıklaması yapacağım” şeklinde bir toplu mail. Son olarak da blog da yazıyorum.
3) Ayrılık yan etkileri
1) Mişon: kalp civarında küçük topçuk-bultiko şeklinde iç sıkıntısının adı.Rakel’le takmıştık. Bir dönem vardı ki, mişonla beraber yaşıyordum. Normalde her ayrılıktan sonra bana eşlik eden mişon, şimdilik daha gelmedi. İşte olmak, çok işinin olması, kısa bir ilişki olması mişon’un neden henüz gelmediğinin açıklaması olabilir belki. Bu durumdan çok memnunum. Daha önce şu cümlemi hatırlıyorum. “mişon çok kötü, mişon olmasa her üzüntü katlanılabilir.”
2) Kıyafetler: ayrılık dönemi çok üşüdüğümü söyledim. üşüme- üşenme ve üzüntü kombinasyonuyla, paspal kıyafetler – idil az önce toplantıda “sandra bildiğin pijamayla gelmiş yalnız işe” diyip gülüyordu bana.-, kalın kazaklar (şimdi kesin üşürüm, bir de üşümeyle uğrşamam dediğim için.) yüzümün yakınında saçlarımı hissetmek istemediğim için tepeden toplu saç. Kesinlikle makyaj yapılmamalı.
3)mide bulantısı ve iştahsızlık: güzel ve zayıfken sevgili bulup, sevgili yaptıktan sonra birlikte keyifle yemek yiyerek şişmanladıktan sonra neyseki ayrılıkla birlikte iştahsızlık ve mide bulatısı-kusma dönemine giriyorum ve böylece kısır döngüde hemen zayıf ve güzel halimle sevgili bulabilecek yerimi geri alıyorum. -sürekli sevgili istiyor gibi bir imaj bırakmak istemem. depresyon ertesi gezip tozarken de güzel giynecek keyfe sahip olmak için zayıf olmak lazım.
4) Eve gidip durma isteği
 Tek isteğim, işlerimi halledip eve gidip “durmak”. Yatay pozisyonda durmak… Bu isteğimi gerçekleştirmek için biraz iş yapmam gerek. Dolayısıyla burda yazım son buluyor. Akşam “break-up rules” yazımla karşınıza çıkmayı planlıyorum. Evdeki “durma”ma bir ara verirsem. Umarım ilerleyen zamanlarda çılgın bekar hayatım, yeniden nasıl biriyle beraber olduğum, onu nasıl sevdiğim, düğünüm ve çocuklarımla da karşınıza çıkarım. Gördüğünüz gibi hayattan hala umutluyum… Ama çok üşeniyorum ve daha acısı istekli değilim şimdilik.

Single Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

One thought on “Break-Up

Sen ne diyosun bu işe?