Bozcaada’da kız vermek!

Hello gençlik,

Uzun zamandır yazmadığımın farkındayım… Bu sefer geziyorum- tozuyorum basıma garip garip seyler geliyor , ama blog yazmak icin ilham gelmiyor…Zaten bilgisayarımı o kadar seyrek acıyorum ki.. Dün hem teyzumun hem rakel’in blog yazmam konusundaki ısrarlarıyla bugun kendimi bilgisayar başında buldum yine.

Hafta sonu Bozcaada’daydık.. Nina’nın bir an Nahmias’ken bir an Yasavul olmasını kutlamak icin…

 Bozcaadada kız vermek!
Sabah 5te çıkabildik yola, Redbul, haritalar, tarifler ve gps sayesinde kaybolmadan ve gayet keyifli bir sekilde vardık adaya. Bozcaada yolu çok güzel… Hızlı gidebileceğiniz, çift seritli yolun ardından; daha yavas gitmeniz gereken tek seritli, sizi sırayla köy köy gezmek durumunda bırakan tek seritli yol çıkıyor karsınıza. Etraf o kadar güzel ki, yavaş gidip etrafa bakmaktan pek memnun oluyor insan… Keyifli müzikler, eğlenceli bir kopilotunuz da varsa, hayat size güzel.
 Bozcaadada kız vermek!
2 defa feribota biniyorsunuz yolda. Biz 2. feribota damat adayı Selim ve ailesi ile birlikte bindik. Selim’in köpeği Ginger İsmail Yasavul’un şarkı söylemesini dinledik.. Herkes köpeğine otur-kalk öğretirken, selim şarkı söylemeyi öğretmiş.. Anlatarak olmaz görmeniz lazım. 
(Bu arada gerçekten köpeğin adı Ginger İsmail, annesi Ginger ismini uygun görmüş, dayısı ise -Selim- İsmail’i.. Umarım Nina çocuğun adı Nicolletta Yurdagül, Joshua Selamet, Denny Emrullah falan gibi bişiler olmaz…)
Dediğim gibi 6 saatin sonunda ulaştık Bozcaadaya… İlk gün akvaryum diye bir yere gittik. Tesis yok, turistik değil, ada sakinleri için. Görmeye değer diye düşünüyor insan. Yavaş yavaş tüm güzel yerler bozuluyor. Her yer turistik oluyor diye düşüdüm. Vardıktan çok geçmeden, düşüncelerimde ani bir sapma yaşadım. Şemsiye yok, şezlong yok, minder yok… Su satan yok, yemek satan yok.. Deniz de öyle olağan üstü falan değil..
Erkekler zaten çocuk matkot oynadılar, biraz şnorkel falan simple smile Bozcaadada kız vermek! biz de muhabet ettik denizde.. Sağolsunlar, şarap faan da getirdi erkekler bize.. “Sıkıldın mı?” diye sorarsanız, ben sıkılmam, herseyden, halimden- vaktimden çok memnundum. Ama anladım ki ben turist daha iyiyim simple smile Bozcaadada kız vermek! Yine de giderseniz, kocaman şime deniz yataları ve çadırlar ile, locayı andırmayan şeyler kuran komşularımız da vardı. Aklınızda olsun, su, suyu soguk tudacak bir kap, deniz yatakları, cadır veya semsıye gibi öte-beri ile giderseniz daha rahat bir gun gecirebilirsiniz.
Akşam oldu, biraz dinlenip giyinip süslendikten sonra, 7 şahit ile birlikte tüm zamanların en sağlam nikahını kıydık.. Nahmias ailesini ufaltıp, Yasavul ailesini biraz genişlettik..O akşam kutlamalar vardı; ertesi gün mitos isimli, Akvaryum’a nazaran daha sosyetik bir beache gittik. Değirmen isimli, muhteşem manzarlı yere şarap içmeye gittik, aksamına böcek yemeye gittik..Böylece Nina nikahlanıyor bahanesine Bozcaada’yı da görmüş olduk…

 Bozcaadada kız vermek!
 Bozcaadada kız vermek! Bozcaadada kız vermek!
 Bozcaadada kız vermek! Bozcaadada kız vermek!
Dönüş yolunda ben sol şeritten 150 ile giderken ki (bütün yolu 120 ile gittim diyebilirim.) son şeridin ortasında bir polis elleriyle bişiler yapıyordu. Kopilotum Rakel’in sağa geç çığlıkları eşliğinde sağda kendime uygun bir yer bulup iki arabanın arasına girerel polisi ezmekten kurtuldum. Radara mı yakalandık acaba noluyor diye anlamaya çalışırken yanımda bir araba belirdi ve bip bip yaptık. Açtık camı:
adam: sivil polis kenara çeker misiniz?
ben: ok
sonra yanıma polis polis (polis polis= sivil olmayan polis) geldi
P: Belgelerinizi alabilir miyiz?
S: tabii ki, buyrun..
P: Hanfendi sizi durdurduk niye durmadınız?
S: Anlamadık ki çevirdiğinizi, emin olamadık, heralde radar falandır, o da eve gelir heralde dedik. yolun ortasında birden durulmuyor. Biz duramadık yolun ortasında da siz niye duruyordunuz yol ortasında?
P: Şundan, arabanız aranan arabalar listesinde, mobese kameralarına takılmış, arabayı bağlama emri aldık.
S: Nası?
P: Vallahi araba şirketinizin üzerine, böyle bir bağlama emri var. Arabanızı bağlayacağız.
S: Peki biz n’apacağız?
Annem: Yanlışlık olmuştur, olmuştu bir kere daha söyle bağlamasınlar.
S: Yanlışlık olmuştur, bağlamayın arabayı? (nası fikir ama?)
P: ?!?
Rakel: İstanbul’da bağlasanız?
P: hanfendi gidemezsiniz İstanbul’a kadar yolda çevirirler yine. Zaten burada bağlamam gerekiyor.
S: Ha yani yeni bişi bu yakalama emri o zaman. Çünkü ben İstanbul’da hep geziyorum, orada burada, çeviren olmadı.
P: Mutlaka öyledir.
S: Ne zamandan görebiliyor musunuz?
P: Kontrol ediyim… Mayıs’tan
S: E niye yakalamadınız beni Mayıs’tan beri???
P: Mobese listesine yeni düşmüştür.

S: Peki gece gitseydim de beni yakalayabilir miydiniz?
P: Evet, tabi

S: bak rakel iiki gece çıkmamışız yola yahu..
S: Siz gece de çalışıyo musunuz?
P: Tabii
S: ….
P: Maalesef bizim elimizde olan bişey de yok. Emniyetle igili bir durum değil. Ben arabanıza bineceğim otoparka gideceğiz.
S: buyrun. Ee çoluk çocuk var mı?
P:…
S: allah bağışlasın…
P:…
S: emeklilik ne zaman?
P:…
S: eh bişey kalmamış ya.
P:…
S: oruç tuyor musunuz?
P: yok 10 sene önceydi..
S: ne oldunuz 10 senede? bu arada şurda cips, çikolata, cubuk kraker falan var!
derken otoparka vardık, arabamı bağladılar. Polis bagajdaki eşyalarınızı alın dedi bana. Bagaj dolu…
7 çift ayakkabı (2si topuklu- 2 si spor- 2si bayan sandalet – 1i erkek parmak arası)
2 esofman
10 tshirt
2 sutyen
3’ü dışarıda kullanıma uygun 4 çanta
8 kitap (2’si ders kitabı, 1 i emir’e yapıştırma kitabı, 5’i okuma itabı)
1 lego grocery store
1 hindistan cevizli bakım seti
20 tane numune sebamed bebek bakım ürünleri
deo-parfum-sac kremi- sampuan gibi malzemelerden olusan bakım cantası
q tips
ıslak mendil
orkid
oje
pamuk
aseton
makyaj temizleme mendilleri
postit
kalem
2 oyuncak ahtapot – 1 ayı
1 ufak boy kuran.
Baktım olacak gibi değil, OGS ‘yi ve araba-i phone sarjımı yanıma aldım. Sanki arada bir yürüyerek asya-avrupa arası gezinti yaparmış, arada da sarjı bi tarafıma takmak suretiyle telefonu sarj edebilirmişim gibi. Gerisini bırakıp değerli birşey yok dedim.
2 saat Ereğli’de bir cafe de oturduk. Bozcaada’dakinden daha teşekküllü bir beach vardı yanımızda. Girelim denize dedim. Rakel oralı olmadı. Kadir geldi bizim şirketten bizi almaya, döndük sonunda. Ertesi gün yanlışlık olduğu ortaya çıktı. Kadir bu sefer gitti, arabayı almaya, o da döndü sağ sağlim. Selim de var bir uğursuzluk onu biliyoruz. Ama galiba Nina’nın Selim’le evlenmesine şahitlik yaptığımız için bu tanrının bize küçük bir uyarısı olmuş olabilir. Neyse bizi yıldırmazlar, nikah tazeleseler, yine şahitlik yaparız.
Selim-  Nina çiftine nikahları tadında tatil gibi bir hayat dileyen Sandru..
Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?