Bir Bitaksi Hikayesi: Doğru Olanı Yapmak

Hello Hello Gençlik!

Bir çok insanın, bir çok pazartesi günü yaptığı gibi ben de bugün kendime bir takım kararlar aldım! Ve bugün daha çok yazmaya değil belki alma yazdıklarımı daha çok paylaşmaya karar verdim.  Böylece geçen haftalarda yazdığım ve bilgisayarımdaki dosyalardan birinde çürümeye terk ettiğim yazıyı piyasa çıkardım!

Evet, teknik olarak benim blog yazılarımdan birine benzemiyor ama kötü bir yazı değil bence simple smile Bir Bitaksi Hikayesi: Doğru Olanı Yapmak Üstelik bu sefer kıssadan hissede hikayenin gayet aleni bir yerinde duruyor. Her neyse, ben sustum, size keyifli okumalar!!

***

bitaksi 1 1024x576 Bir Bitaksi Hikayesi: Doğru Olanı Yapmak

Bugün Bitaksi’den taksi çağırdım… -Bu aralar nakit param olmadığı için, taksileri Bitaki’den çağırıp, kredi kartı ile ödemek durumunda kalıyorum.- Taksici, çoğu zaman olduğu gibi hemen telefon açtı. Nasıl kıro bir ses… Aksan falan yok ama kelimeler o kadar zor anlaşılıyor ki, ikimizin de ana dilinin aynı olduğuna inanmak zor. Bunun üzerine, telefonu adamın resmine baktım. Meraktan yani simple smile Bir Bitaksi Hikayesi: Doğru Olanı Yapmak Tonton bir amca… Gerçekten toton suratlı amcanın, o sesin sahibi olmasını beklemezdim. Ses sarraflığında o kadar iyi olmadığıma kanaat getirdim ve konuyu pek önemli olmadığından boş verdim.

Derken, taksi geldi, taksici resimdeki tonton amca değil, duyduğum sese baya yakışır bir surattı. Konuyu o kadar önemsiz bulmuşum ki, o sırada “yaaa anlamıştım ben” diye düşünüp, kendime prim vermedim bile.

Zorlu’ya gideceğiz dedim. Zorlu’yu da bilemedi şoför. Şehrin ortasında koskoca alışveriş merkezi. Ama neyse… Ben tarif ettim. Ödeme vakti geldiğinde, her zaman olduğu gibi kredi kartı ödememe %10 bahşiş koydum. E taksiciye nakit ödeme yaparken, neredeyse istisnasız en az 1-2 TL geçirilmeye alışmış bir toplumuz. Tam 9,46 falan tarzı bir rakam ödeyince bir suçlu hissediyor insan. 😀

Bahşişimle birlikte huzurla indim taksiden, Bitaksi uygulaması her yolculuk sonunda olduğu gibi yorum istedi benden…

Önce Zorlu’nun yerini bilmediğini yazmak istedim şoförün. Sonra kayıtlı olan adam, arabayı kullanan adam ile aynı olmadığı için vaz geçtim hemen. Neden tonton amcanın günahını alaydım ki. O zaman, bir katakulli olduğunu kayıtlı adamla, kullanıcının farklı olduğunu yazayım dedim. Sonuçta Bitaksi, severek kullandığım, desteklediğim bir uygulama. Bazen taksi şoförleri, müşteri memnuniyetsizliği yüzünden sistemden atılıyorlar. Böylece Bitaksi Şoförleri genel hatları ile iyi servis sunan şoförler oluyorlar. Ama cingöz şoförler bir başka şoför arkadaşının hesabını kullanıyor olabilirler… Gerçi benim adamların böyle bir hikayesi olup olmadığı muammaydı ancak her duruma karşın, Bitaksi’nin kayıtlarının doğru olması için, yoruma bu durumu yazmak gerekirdi.

Birinci harfi yazdıktan sonra; bu adamların ekmek parası ile oynama ihtimali de geldi aklıma. Ya yaptıkları şey yanlış ama zararsız bir şeydiyse, şoförün sesini beğenmediğim için mi yoksa 5 dakika ötemde, fazla zorlanmadan tarif edeceğim Zorlu’nun yerini bilmediği için bana bir zararı dokunmayan yolculuk için adamların keyfini mi kaçıracaktım…

Maalesef doğru olanı yapmaya niyetinim olmasına karşın, neyin doğru olduğunu bilmediğim için yapamadım.

Hayat boyu, neyin doğru olduğunu bilmediğim için yapmadığım şeylerin önemsiz konular olmasını, bana vicdan azabı çektirmemesini ya da “seni dinlemek istemiyorum” diyen kişilere açıklama yapmak zorunda bıraktırmamasını diliyorum. Zira bence iç huzuru, hayattaki bir çok şeyden daha kıymetli… Neredeyse sağlık kadar, her işin başı.

Canı sıkkın ama içi huzurlu Sandru

Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?