Beni elimden tutup bir yere getirdiler!

Ben kendi rutin hayatıma devam etme modumdayken (Çarşamba mojoları başladı yeri gelmişken söyliyim..), Didem Altınbaşak Tulgan, İdil Şanal -google’lanınca çıksınlar diye soyisimleri kullanıyorum, samimiyetle ilgili bir durum yok yine- sağolsunlar, geçtiğimiz hafta beni çeşitli sosyal, kültürel aktivitelere götürdüler..
Öncelikle Endeavor’ın online pazarlama forumuna götürdü Didem beni. Güzeldi bence. Birileri konuştu biz dinledik, öğrendik :).. Sonrasında kokteyl gibi bişi vardı. Hayatımın ilk kereviz çorbasını içtim ve nefisti!! Ordan çıktık, David Lachapelle’nin fotoğraf sergisine gittik. Hayatımda adını duymadığım bu çok ünlü fotoğrafçının (zaten bi fotoğrafçı söyle deseniz bi Ara Güler diyebilirim heralde, bir de rakel’in tokaları ile birlikte benim resmimi çeken Burak var, Can Koka’nın arkadaşı, o kadar…), neyse, bu fotoğrafçının sergisi Bilgili Holding sponsorluğunda istanbula gelmiş. Biz de Didem’in kocası Murat (Bilgili Holding çok çalışanı) ile birlikte sergiye gittik. Resimler için, fotoğraftan anlamayan biri olarak müstehçen, ilginç ve eğlenceli diyebilirim… Bi kaç tane koyiyim siz de kültürlenin!

 Beni elimden tutup bir yere getirdiler!
 Beni elimden tutup bir yere getirdiler!
Bir de kedi kadının resmi vardı. Dünyada en çok estetik ameliyat olan kadınmış kendisi. Resmi o kadar da ilginç değildi. İlginç olan kadının kendisi de sergideydi ve kendisi gerçekten çok ilginçti. Durup bakıverdim simple smile Beni elimden tutup bir yere getirdiler!
 Beni elimden tutup bir yere getirdiler!

Sergiden çıktık, Timur (Didem endevour’da karşılaştığı arkadaşını önce sergiye ordan da yemeğe getirdi. Neyse sanıyorum gelmesi hayırlı olmuş ;), Murat, Didem, ben bir müddet nereye gideceğimizi düşündükten sonra, Cezayir diye bir lokantaya gittik. -lokanta mı yazsam restorant mı yazsam diye çok ikilemde kaldım. bi farkları var mı acaba web sitesinde restaurant yazıyo?!- Neyse Cezayir Sokak’ının tam karşısında. Yemekleri acayip güzeldi bence. Uzun ince bir borekleri var. bardakta sos var, sosun içine dikine sigara börekleri şeklinde uzun incecik börekler vardı. Susamlı inanılmaz yumoş çıtır karidesler falan simple smile Beni elimden tutup bir yere getirdiler! mmmmm…. Ve oturduğumuz yer de çok keyifli, çok güzel bi yerdi. Hatta tam olarak şöyle:

 Beni elimden tutup bir yere getirdiler!
Sonra evimize döndük. Yattım, kalktım işe geldim, çok çalıştım. Ve iş çıkışı bu sefer İdil beni kültürel bir faaliyete götürdü: Sinema simple smile Beni elimden tutup bir yere getirdiler! Av Mevisimi’ne gittik. Çok başarılı buldum. Tabiki herkesin bayıldığı Cem Yılmaz’ın şarkı söylediği sahneye ben de bayıldım. Ara ara duygulandım gözlerim doldu. Muhteşem bir kurgu değildi belki ama hiç fena da değildi. Özellikle türk filmleri aralarından baya başarılı bulunacak bir film bence. Hemen alıştığım puanlama olayına giriyorum: 8,5! Aferin valla :)))
 Beni elimden tutup bir yere getirdiler!
Sonra sıra günün sosyal faliyetine geldi. Bir süre Deniz’in evinde takıldıktan sonra, İdil-Deniz ben Lucca’ya gittik! Aslında Marmaris Büfe’de tost yemek amacındaydık. Amacımızı gerçekleştirdik de. Sonra geçerken Lucca’ya bi bakalım dedik ve Lucca’dan çıkarken biz, artık sandalyeler masaların üzerinde ters pozisyonlarını almıştı!
Sağolsunlar, ellerimden tuttular; sayelerinde bir yere geldim- ya da gittim simple smile Beni elimden tutup bir yere getirdiler!
Pek sosyal, çok kültürlü Sandru
PS: bu yazı geçen hafta yazılmıştır!
PS2: Ps Post Scriptum’un kısaltması. Latince. Self explanatory ama script sonrası demek! Aynı zaman da Play Station’un da kısaltması ama onun konuyla alakası yok. Gerçi bunun da yoktu.
Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

Sen ne diyosun bu işe?