Açlığa Dayanan Bey Gibi Yaşar

Mutlu Günler Canlar,

2 Gün önce, Ankara’dan gelmiş içerik direktörümüz ile birlikte iş çıkışı metroya binip evlerimize dağılmak üzere yola çıktık. Metro’nun taksimde arızalanması ve durağı kapatması ile birlikte, her saniye daha da kalabalıklaşan istasyondan dışarı çıktık. Ceyda, ancak İstanbul’da yaşamayan birinin yapacağı şekilde iş çıkışı saat 6:30’da taksiye binmeyi önerdi. 10 senelik İstanbullu bir şoför olarak tabii ki bu önerisini geri çevirdim. Meydana çıktığımızda tek opsiyonumuz kalmıştı: yemek yemek!
O çok sağlıksız, bu yandaş derken Taksim’in ortasında seçeneksiz kalmıştık! Aklıma muhteşem bir yer geldi ve Ceyda’yı nefis bir yere götürücem vaadiyle kendisini bana bırakmasını istedim. Zorlu bir kaç dakikadan sonra, daha önce yediğim ve çok beğendiğim 8 İstanbul’u bulabilmiştik. Oturduk… Nefis keyifli bir yemek yemeye hazırdım. Belki geçen sefer yediğimi söylerdim, belki de yeni bir şeyler denerim diye düşünürken ben, PR kızı yanımıza geldi ve özel tadım günlerinde olduklarını söyleyerek -ki çok sevindim- bir set menü bir de alacart menü getirdi. (ki 2’sininde içeriği aynıydı.)
Enine boyuna düşündükten sonra Ceyda, kremalı kuzu, sote deniz fasulyesi, ızgara Girit kabağı ve et sosu, bense lavanta aromalı ağır pişmiş ahtapot ve mercimek salatası almaya karar vermiştim. Bir de dayanamadık ortaya ördek suyuna pancarlı karides çorbası, karides kreması ve rakıda sote karides söyledik ortaya.
Ceyda 1/5 porsiyon büyüklüğünde kuzu için şanslıydı, nitekim ben 1 ahtapot bacağı ile sayılı mercimekten oluşan mercimek salatasını yiyecektim.
 Açlığa Dayanan Bey Gibi Yaşar
Ortaya gelen karidesin resmini çekmeyi unutmuşuz ama kişi başı yarımşar karides yediğimizi söyliyeyim…
Ceyda’yı patlamayacağına şimdiye kadar gelen porsiyonların ufacık oluğına ikna ettikten sonra bir-iki bişi daha söyleyelim dedik ve menüyü geri istedik.
Gözümüz önce kumruyu kesti. Söylediğimiz 4 yeni porsiyondan 2’si kumruydu. Menüden fiyatının sadece 6 lira olduğunu görünce, bi kıllandım ve kumruların da küçük olavağını düşünüp Ceyda’ya 2 tane söyleme teklifinde bulundum.
Garson biz geldik deyip (kumrular ve kendini kastederek) önümüze kumruları koyduğunda, bir çeşit ikram zannedip “bu ne??” diye sormaktan kendimi alamadım.

PR’cı kız ekmeğinin İzmir’den sucuklarının Tire’den getirtildiğini anlattığında içimden fazla taşıyamadılar heralde, yazık diye geçiriverdim…
 Açlığa Dayanan Bey Gibi Yaşar
Kumru ekmek çıtırında İzmir tulumuna sayas, fırınlanmış domates ve Ege – Tire sucuk kıtırları…
Küçük olmasını bekliyorudum açıkçası ama bu kadarı benim beklentimi bile aşmıştı. Aynı benimki gibi Ceyda’nın en kötüsü peynirle doyarız beklentisi de suya düşmüştü…
 Açlığa Dayanan Bey Gibi Yaşar
Karpuz dilimleri, kopanisti (bir çeşit peynirmiş), lor, tulum kreması, çörekotu tozu, ekmek tozu, lime – çok dikkatli bakarsanız peynirleri bile görebilirsiniz…
 
Kum midyesi suyunda kum midyeli, zeyrinyağlı börülce pilaki ‘deki 2 kum midyesi ve 8 tek börülceyi şaşırmamayı öğrendik…
PR’cı kız nasılsınız diye sormak için yanımıza gelince çekinmeden “aç” deyiverdim… Sonunda Ceyda’nın “Hesabı söyleyelim de yemeğe gidelim.” demesi üzerine kalktık. Ve işte gecenin devamı…
 Açlığa Dayanan Bey Gibi Yaşar
En az işlevi kadar boyunun da önemli olduğunu gören Sandru
Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

One thought on “Açlığa Dayanan Bey Gibi Yaşar

Sen ne diyosun bu işe?