Acıların Biricik Çocuğu: Ben

Yıllarca, çocukken şımartıldığımı hiç kimsenin eline bırakılmadan el bebek gül bebek büyütüldüğümü sandım. Şimdi şimdi gerçeklerin böyle olmadığını, ne kadar polyannacı olduğumu görüyorum.

Anneannem beni yıllarca güzeller güzeli Nuriye, annem ise “Tanganyika’nın en güzel kızı” diyerek sevdi. Güzeller güzeli Nuriye kim, bir ironi var mı henüz çözemedim ama bir kaç sene önce; kulağıma hep Maldivler tarzı tropik bir ada gibi gelen Tanganyika’nın nerede olduğuna bakmaya karar verdim.62-64 yılları arasında varolan, Doğu Afrika’da bir ülke olduğunu daha sonraları Zanzibar ile birleşerek Tanzania Cumhuriyeti’ni oluşturduğunu öğrendim. Image search yazdığımda aklımda, kalbimde ve ruhumda kopan fırtınaları anlatmak mümkün değil. Neye benziyordum ki acaba, ancak Tanganyika’nın en güzel kızı olabiliyordum?

 Acıların Biricik Çocuğu: Ben
Tanganyika Kızları
Bu şekilde hitap edildiğim yetmezmiş gibi yerine konduğum film karakterleri de oldukça ilginç. Kırık-çıkık-masaj konularında hünerli olan anneannemin yıllarca bana masaj yaparken her “ahhh” dediğimde cevap olarak verdiği “Ah deme, oh de!”nin bir Yeşilçam Porno ismi olduğunu sadece  2,5 ay önce keşfettim.
İnsan ne görürse onu öğreniyor tabii…Ben masaj yaparken her “ahhh” dediğinde cevap olarak “Ah deme, oh de!” dediğim ,her seferinde de bu lafın anneannemin lafı olduğunu belirttiğim sevgilinin 2,5 ay önce, askerde okuduğu ve özenle sakladığı gazete küpürünü şaşkın ve muzip bakışlarla elime tuttuşturdununda yüzleştim bu gerçekle.. (bkz. Yılmaz Özdil -21 Ekim 2012 / Hürriyet )
 Acıların Biricik Çocuğu: Ben
Ah Deme Oh De!
Benzer bir film de annemden… Adada sokağa çıkıp oynadığım, oynamaya doyamadığım yıllar annem camdan aşağıya “Sokak Kızı İrma! Gel artık buraya!” diye seslenirdi. Sonraki yıllarda da eve geç geldiğimde kapıyı açtığı zaman “Hoşgeldin, sokak kızı İrma” diye karşılardı beni…
Bana yakıştırdığı bu ismi hiç sorgulamayan ben, İrma’nın kim olduğunu yıllar sonra, dişi bir sokak köpeğini sahiplenip ona isim bulmaya çalışırken öğrenecektim.
Eran: Sokaktan geldiğini belirten bir isim olsun!
Ben (biraz düşündükten sonra): İrma olsun o zaman!
Eran: İrma mı???
Ben: Evet!
Eran: Neden?!
Ben: E, Sokak Kızı İrma’dan!
Eran: Sokak Kızı İrma mı?
Ben: Evet bilmiyo musun, bilinen bir sey o.
Eran: Yoo?! Bilinen bi ne??
Ben: Bilmiyorum; bi şey. Annem beni hep öyle çağırırdı. Bi google’layalım!
Eran: Ok.
Ben (okumaya başlar):Billy Wilder’in yönettiği 1963 yapımı Sokak Kızı İrma filmi Fransa’da yaşanan bir günün komik anlatımıyla başlar. Filmde İrma adında bir -Ses kesilir-
Eran: İrma adında bir ne?
Ben: Sokak yoksması!?!!
 Acıların Biricik Çocuğu: Ben
Yine anneannem beni bir yere takıldığımda “Yürüüü Taş Arabası” diye çağırırdı. (Şimdi de yeğenimi öyle çağırıyor hatta ben de yeğenimi öyle çağırıyorum.) Bu yazı için başıma gelenleri toparlarken “Babana bile güvenmeyeceksin!” sözünün aslında az bile olduğunu, “Hatta annene, anneannene de güvenme!” diye güncellenmesi gerektiğini içimden geçirip, taş arabasının, bildiğimiz taş taşıyan arabadan farklı bir anlamı var mıymış acaba diye baktım. İşte karşıma ilk çıkan açıklama:
Sevilmeyen kişiye edilen hakaret sonrası yolculama temennisi
Yürüüüü taş arabası…

Sanırım daha fazla devam edemeyecğim;
Acıların biricik çocuğu olduğunu 20’li yaşlarının sonuna doğru farkeden Sandru
PS: Anlamını yeni yeni çözmeye başladığım bu hitap & karakterler dışında çok çok sevgiyle büyütüldüm. Anneannem de, annem de çok süper insanlardır! Ayrıca espirili ve sıra dışı oldukları da aşikar! En basitinden kim Sandra isimli torununu Nuriye diye sever ki…
Bu yazıyı paylaş da bir havan olsun!

3 thoughts on “Acıların Biricik Çocuğu: Ben

Sen ne diyosun bu işe?